Kırdık Gitti 1 Kere Olur

Kırdık Gitti, sevgili okurlarım ben tenis oynarken ayağımı kırdım. Gelin yerinde duramayan gezmeyi çok seven bir insanın eve kapalı kalmasının nasıl bir his olduğunu anlatayım.

Kırdık Gitti

Düşeceğimi fark edip yere kapaklanmam herhâlde bir saniye bile sürmedi. Filmlerde olur ya, “hayat film şeridi gibi gözlerinin önünden geçer” derler… Meğer öyle olmuyormuş. O an, sanki havada asılı kalmışım gibi oldu. Milisaniyeler içinde zaman durdu… Ve ben artık yerdeydim..

Kırdık Gitti

Peki ya sonrası? Ev hapsi, hareket edememek… İnanılmaz bir histi. Hani rüyanda yataktan kalkmak istersin ama üzerine görünmez bir şey bastırır, ellerin ayakların bağlanmış gibi olur da kalkamazsın. Sonra uyanır, “kâbusmuş” der geçersin. Ama ya bu his hiç bitmeseydi? Ya kımıldayamasaydın?

Ben ufak bir şey yaşadım. Ama ya felç olanlar, daha ağır hastalıklarla mücadele edenler? Onlar için hayat bambaşka bir sınav. İşte o zaman anladım, “Her şeyin başı sağlık” cümlesinin ne demek olduğunu…

Belki de size bunu hatırlatmam, o sözün gerçek anlamını sizin de fark etmenizi sağlar. Çünkü sağlık varsa umut vardır, umut varsa yol vardır. Kaybedince değerini anlamak zorunda kalmayın. Bugün hâlâ yürüyebiliyorsanız, koşabiliyorsanız, derin bir nefes alabiliyorsanız, şükretmeyi unutmayın. Hayat, sahip olduklarımızın farkına vardığımızda güzelleşir. Kırdık Gitti herkese sağlıklı günler dilerim.

Öneri yazımı okumak için buraya tıklaya bilirsiniz.

berkecaliskan tarafından paylaşıldı.

Merhaba ben Mehmet Berke Çalışkan genç bir mühendisim, hayatın getirileri götürüleri ve absürtlüklerine değindiğim, düşüncelerimi ve deneyimlerimi aktardığım bir site yapmak istedim ve işte karşınızda. İyi Okumalar.

4 comments on “Kırdık Gitti 1 Kere Olur”

  1. çok geçmiş olsun, çok üzüntülü bir durum:( ama yazıyı okuduktan sonra derin bir nefes alıp şükrettim.

  2. Ayağın Kırılmış… Ya Kalbin Kırılsaydı?

    İnsan, bedenine gelen bir acının iyileşeceğini bilir. Ayağın kırılsa, doktorun yolu belli, alçısı belli, sabrı belli. Zaman geçer, kemik kaynar, iz bile kalmaz bazen. Bedensel yaralar, insanın kendi sabrıyla ve tıbbın yardımıyla iyileşir çoğu zaman.

    Ama iş kalbe geldiğinde işler o kadar kolay değil. Çünkü kalbin kırılması, röntgenle görünmez, alçıya alınmaz, dikişle tutturulmaz. Kalp kırığına ne bir ilaç verilir ne de “şu kadar dinlen, geçer” denir. Üstelik kalp kırıkları çoğu zaman saklanır; kimse görmez, kimse fark etmez. Sen gülümsemeye devam ederken içinde fırtınalar kopuyor olabilir.

    Ayağın kırıldığında herkes sana yol verir, dikkat eder. Ama kalbin kırıldığında kimse senin önünden çekilmez. Dünya, sanki hiçbir şey olmamış gibi dönmeye devam eder. Sen, içinden parçalanırken bile gündelik hayatına devam etmek zorunda kalırsın.

    Ve işte bu yüzden, “Ayağın kırılmış, ya kalbin kırılsaydı?” cümlesi, aslında en ağır gerçeği hatırlatır: Bedenin acısı geçer ama kalbin acısı iz bırakır. Belki de hayatta en çok öğrenmemiz gereken şey, birbirimizin kalbine ayağımıza gösterdiğimiz özeni gösterebilmektir. Çünkü kalp kırıkları, sessizdir ama yankısı yıllarca sürer.

    1. Sevgili okurum. Yorumunuz için teşekkür ederim. Beni en çok mutlu eden bir şey gerçekleşti şuan tam anlamıyla anlaşılmak ayakta kırılır kafada kırılır. Kalp kırılmasın herşey düzelir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.