Kırdık Rutini; kendime bir sürü söz veriyorum. Uyguluyorum, bazen de uygulayamıyorum. Herhalde kendime söz verip de verdiğim söze uyduğum tek şey blog yazmaktı, ta ki 18/10/2025 tarihinde en son yazımı “İnci Küpeli Kız: 1 Bakış Birleşirse” yazana kadar. Gelin, size neler yaşadığımı en içten duygularımla anlatayım.
Kırdık Rutini
Kendimize çok söz vermiyor muyuz?
“Yarın diyete başlıyorum.”
“Her gün kitap okuyacağım.”
“Her gün İngilizce çalışacağım.”
Dahası da var; kendimizi durduramadığımız, bir sürü söz verdiğimiz cümleler, hedefler…
Her yılın bu zamanlarında hedef belirleyen ve bu hedeflere uymaya çalışan biriyim. Aldığım bir karar ile geçen sene hedef koymamıştım. Hedefsizliğin nasıl bir şey olduğunu anlamak istedim. Başarılı oldum da. Bence hedefsiz olmak bambaşka bir şeymiş; daha az strese girdim ve kontrol edecek bir şeyim yoktu, daha ferah zamanlar geçirdim. “Kontrol edecek bir şey yoksa ölçülecek bir şey de yoktur.” dedim.
10 tane hedef koysaydım ve bu 10 hedefin 8 tanesini yapsaydım, yüzde 80 başarılı olacaktım.
Peki, şu an hiç hedef yokken ben başarısız mıyım?
Kocaman bir HAYIR! Ben sadece hedefsizim ve rahatım.
Hedeflerimin haricinde olan rutinimi, yani “kırdık rutini” 🙂 her cumartesi blog yazma rutinimi bile kırmış bulunmaktayım. 2022 yılında açmış olduğum bu blog sayfasında bile rutinimi kırarsam nasıl olacak? Bu basit rutini bile gerçekleştirememek, kendime olan öz saygımın kaybolması anlamına gelmez mi?
Kocaman bir HAYIR! Ben sadece rutinlerimi bırakmak, biraz sakin olmak istemiş olamaz mıyım? Peki ya beynim bana bir oyun oynuyorsa?
Benden Bir Cacık Olmaz!
Cacık olmazsa taze fasulyenin yanı boş kalır! Yoksa kalmaz mı?
Neredesin beynim? Hedefim yok, rutinlerimi bıraktım; rahat olmam gerekmez miydi? Sana uydum ey koca beynim, peki ya şimdi ne olacak?
Evet, cevap yok. Buna da kocaman bir HAYIR!
Yazdığım yazı kadar karışık olan şu beynim bana cevap vermedi. Biliyor musunuz, hiçbir şey yapmadı. Yine kalbim beynimi dürttü ve:
“Çalışman için illa kanı mı durdurmalıyım? Bu zamana kadar kan verdim de ne oldu?” dedi ve artık uyanma başladı.
Ben hedefsizim! Ben rutinsizim! Etrafımda olan bitenler hiç umurumda değil, sadece nefes alır, kitap bile okumam. Zaten ben neden bu kadar çok öğreniyorum ki? Ne için, niye, ne işe yarayacak?
Dedikten sonra, aslında insanın rutin ve hedeflerinin olması aşırı iyi bir şeymiş, olması lazımmış. Bu sonuca varmak için bir yıl bekleyerek kendim gördüm. Başkası dese asla inanmaz, “Hadi oradan!” derdim.

Sonuç olarak neymiş? Dön dolaş, gel rutinlerine dön ama şöyle değiştir:
Ben en çok neyi seviyorum, yazı yazmayı mı?
O zaman gerçekten yap.
Ben yürümeyi çok mu seviyorum?
O zaman git, yürü.
Eğer canın istemedi mi, çok kısa mola ver ama illa yap, yapmayı hiç bırakma. Çok mu çalışmak istiyorsun? Sadece kendin için çalış. Hedeflerin ve rutinlerin çevresinde dön dolaş; yenilikleri, farkındalıkları görmek için benim gibi boşa düşür kendini.
Yine de bir şeylerle ilgilen ama kendine acı, kendine eziyet etme; zevk almayı ihmal etme. Rutinler çok güzel şeyler, hedefler onlardan da tatlı.
Sonuç olarak…
Hiçbir şey yapmadan oturamıyor, zaman geçiremiyor ve kendimi sürekli kendime kızarken buluyorum. Kalkıp yapmam gerekiyor; ortamı, koşulları hazırla ve yapmaya devam et. Ve kendine bu kadar yüklenme; illa bir yöntem bulmak zorunda değilsin.
Anda kal, anı yaşa, mutlu ol. Hedefin için ufak da olsa bir şeyler yap ki yanlışların, doğruların seni hedefine yaklaştırsın…
Kendinize çok iyi bakmanız ve boşlukta hiçbir şey yapmadan durmamanız dileğiyle.
Zamanımız çok az, hayatımız çok kısa.
Öneri yazımı okumak için buraya tıklaya bilirsiniz.
